12 07 2009

Gümüşhane Mareşal Çakmak Öğretmen Lisesi Mezunları Buluşması

Gümüşhane Mareşal Çakmak Öğretmen Lisesi Mezunları Buluşması 25 Temmuz 2009 Cumartesi günü Nevşehir/Ürgüp/Göreme'de gerçekleştirilecektir. Tüm mezunlar davetlidir. Katılımcı listesi:  1- Fevzi KIRIK Malatya 2- Ali Osman GÖKALP Nevşehir 3- Mustafa ALTINYÜZÜK Niğde 4- Yusuf TATAR İstanbul 5- Orhan KÖSE Gümüşhane 6- Ercan YAVUZ Trabzon 7- Cemil KILIÇ Trabzon 8- Cihad BIYIKOĞLUTrabzon 9- Kazım AKYOL  Adapazarı 10- Selçuk UZUN  Erzurum 11- Aziz TUNCER Adapazarı 12- Salih GÜLER Ordu 13- Ahmet KARADAĞ Kocaeli 14- Hüseyin KESKİN Ordu 15- Ali KURT Trabzon 16- Alpaslan TAŞYÜREK İzmir17- Yılmaz GÜNGÖR İstanbul 18- Mahir KADAKAL Nevşehir 19- Süleyman Paşa YILMAZ Samsun20- Nizamettin EGEPEHLİVAN Sivas 21- İsmail TAMER Ankara 22- Kenan ÖNDER İstanbul 23- Murat KASAP Ankara24- Atilla KARAGÖL Erzurum 25- Sadettin ÇAVUŞ Kırşehir26- Osman GÜLBEYAZ  Trabzon27- Ahmet Erim KESLER İstanbul28- Fazlı Emin ÖZGÜNAY Yalova29- Mehmet GÖĞÇE Iğdır30- Secaattin MALLI Gümüşhane31- Erhan KADAKAL Gümüşhane32- Tuncay KİRAZ  İstanbul33- Yaşar ŞAHİN Gümüşhane34- Hakan TURHAN Çorum35- Murat ARAT Iğdır Devamı

10 07 2009

Astronot Temel

Temel emri altındaki astronotları yanına çağırıp, ertesi gün çıkacakları Mars yolculuğu hakkında son talimatları verir ve bu zor yolculuğun öncesinde uyumak üzere evlerine gitmelerini söyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. Dursun tam uyumak üzereyken telefon gelir. Arayan Temel'dir."Alo, Dursun. Ben Temel.  Uyudun mi?" "Henuz deyil.""Pen çok heyecanliyum. Uyku tutmadi. Sağa da uyarsa, penumle pirlikte içmeye ne dersun? Uzun sure içki içemiyeceğuz...""Ok.Bir saat sonra Temel ve Dursun buluşurlar, bir bara girip içki söylerler. Barmen tam içkiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar."Hey men. Sizi tanıdım. Yarın Mars'a gidecek astronotlarsınız. Size içki  verdiğim ortaya çıkarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayın."Temel ve Dursun barmenle tartışmalarına rağmen o barda içki içemezler. Başka  barlarda şanslarını denerler; ama TV proğramlarını sürekli izleyen barmenler onları her seferinde tanırlar ve içki vermeyi reddederler. Marketler de kapalıdır.Tam eve dönmeye karar verdiklerinde Dursun'un aklına bir fikir gelir."Yahu Temel, pizum uzay roketine koyduklari yakitin kokusuni hatirlayi misun ayni viski gibiydi. Istiysen ondan icelum."Birlikte uzay üssüne  girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakıt tankının yanına gelirler. Kimse  şüphelenmez. Temel ve Dursun yakıt tankından  aldıklari yakıttan birer ikişer kadeh içerler; sonra da evlerine giderler.Dursun tam uyumak üzereyken telefon çalar. Arayan yine Temel' dir."Alo Dursun. Yine pen. Rahatsiz ettum ama kusura pakma. Sağa pi  şey sormak istiyrum Karnin ağriyi mi?""Heee... Hem de çok.""Peçi. O zaman sakin osurayum teme.  Seni TOKYO'dan arayrum." ... Devamı

27 06 2009

Can Yücel'den

   Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama Yarım saat erkene kurulsun saatin. Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına   da olsa nefes al derin derin Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin. Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart, Çek kızarmış ekmek kokusunu içine, Bak güzelim kahvaltının keyfine. Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis, Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile. Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, Ohhh şöyle bir hafifle Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al. Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı? Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi? Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak. Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun ... Devamı

20 06 2009

Ülkeler Neleri İle Ünlüdür?

ABD Hawai Adaları, Kolarado Kanyonu (Büyük Kanyon), OSCAR Ödülleri (Hollywood), Dısneyland, Florida’daki Cap Canavarel Uzay Üssü (NASA), New York Şehri, Superior Gölü, Beyaz Saray, Pentagon, Yellowstone Milli Parkı, Kızılderililer, ABD’nin Simgesi Deniz Kartalı, San Fransisko Havaalanı, Yosemite ve Niagara şelaleleri,San Fransisko KöPage Ranküsü (Golden Gate) , Las Wegas, New Orleans (Caz müziğinin merkezi) Los Angelos (Hollywood) şehirleri, Harward,Yale üniversiteleri,Wall Street (New York Borsası) , Coca Cola,Pepsi, Mac Donalds,General Motors,Ford,Microsoft firmaları,Valley Kayalıkları (Arizona Çölü),Güney Dakotadaki dört Amerikan Başkanının büstünün bulunduğu Rushmoure Dağı,Jack London,Ernest Hemingway,John Steinbeck gibi yazarlar, Marilyn Monroe,Jane Fonda,E.Taylor,M.Brando,M.Streep,D.Hofmann,R.de Niro, Steven Spielberg,Michael Jacksen gibi sanatçıları,Times ve Neewsweek dergileri,Metropolitan Sanat Müzesi,Özgürlük Anıtı,Kaliforniyadaki Sekoya Ağaçları AFGANİSTAN Hayber Geçidi, Kaşmir Dokuması, Afgan Tazısı, Kabil Şehri,Hindikuş Dağları,Budda (Bamian) Kaya Heykelleri ve Tapınakları,(Taliban tarafından tahrip edildi)Halı Kilim Dokumacılığı,Mezar-ı Şerif ,Kandahar'daki Hırka-i Şerif Camii ALMANYA Otomotiv ( Mercedes, BMW, Opel, Wolkswagen ), Dayanıklı Tüketim Malları ( Bosch, Sıemens, Braun, Fakir, Mıele, Grundıg, Telefunken ), Bayer Kimya, Goethe, Brecht, Grass, Schiller, Thomas Mann, Remarque, Rilke Hienrich Böll gibi Yazarları, Beethoven, Bach, Brahms, Wagner,Robert Schuman gibi Müzisyenleri, Marx, Nietzche, Leibniz gibi Düşünürleri, Einstein, İmmanuel Kant, Martin Luther gibi Bilim Adamları, Michael Schumacher, Boris Becker, Franz Beckenbauer ( İmparator ) gibi sporcuları, Berlin ve Köln Katedralleri ile Bremen Mızıkacıları, Ren Havzası ( madenci... Devamı

17 06 2009

Mahkum Prenses - Philippa GREGORY

Aragonlu Katherine, Katalonya'da doğdu. Anne ve babasının aileleri krallar ve savaşçılarla doluydu, Aragonlu Katherine İspanyol İnfanta'ydı. O, İspanyol Prenses'ti. Üç yaşındayken, İngiltere Kralı VII. Henry'nin varisi ve oğlu, Prens Arthur'la nişanlandı. Galler Prensesi olmak üzere yetiştirilen Katherine, o uzak, nemli ve soğuk ülkeyi yönetmenin kaderi olduğunun farkındaydı.Müstakbel kayınpederi Katherine'in ülkeye gelişine büyük tepki gösterdiğinde, genç prensesin hayata olan inancı sınanmıştı. Arthur daha ufacık bir çocuktu; yiyecekler bir tuhaf ve adetler de bir o kadar kabaydı. Katherine zamanla birinci Tudor hükümdarlığına alıştı ve Arthur'un karısı olarak sürdürdüğü hayat daha katlanılabilir bir hale geldi. Bu anlaşmalı evlilik beklenmedik bir şekilde narin ve tutkulu bir aşk yarattı.Fakat bu çalışkan genç adam öldüğünde, Katherine kendi geleceğine yön vermek üzere yapayalnız kaldı. Ne olursa olsun kraliçe tacını giymeli ve kendi hanedanına hükmetmeliydi. Ama nasıl? Elbette Arthur'un eğlenceli ve şımarık erkek kardeşi Henry'yle evlenerek. Henry'nin hem babası hem de büyükannesi bu evliliğe tamamen karşıydı; Katherine'in gücü tartışılmaz ailesiyse yardımcı olacak gibi görünmüyordu. Ancak Katherine, annesinin kızıydı ve damarlarında aynı savaşçı kan akıyordu. Amacına ulaşmak için ne gerekirse yapmaya hazırdı; bu uğurda hayatının en büyük yalanını söyleyip bu yalana sadık kalmak zorunda olsa bile."Tarihi kurgu hiç bu kadar sürükleyici olmamıştı!""Boleyn Kızı" kitabı yazarının serisindeki 4. kitap olmasına rağmen kronolojik sıraya göre ilk sırada okunması gereken eseri. ... Devamı

16 06 2009

Feray KAYA

Feray KAYAİstinye Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı ÖğretmeniAdres: Darüşşafaka Mah. Çağdaş Sok. No:1 Sarıyer/İstanbulTelefon: 0212 276 94 10 Fax : 0212 276 94 11 Devamı

11 06 2009

KIRMIZI İBİKLİ KÜÇÜK TAVUK

Zamanın birinde bir çiftlikte kırmızı ibikli küçük bir tavuk yaşarmış. Tavuk kendi yiyeceğini kendisi bulur ve bu güzel çiftlikte çok mutlu bir hayat yaşarmış. Bir gün buğday taneleri bulmuş ve bunları ekerek daha çok yiyecek elde edeceğini düşünmüş. Ancak nasıl ekeceğini bilmediği için arkadaşlarından yardım istemiş:'- Bu buğday tanelerini ekmek için kim bana yardım edecek ?'Ördek cevaplamış:'- Ben yardım edemem, ancak istersen sana kahve tohumu satabilirim. Buğday yerine kahve ekersen, çok para kazanır ve istediğin kadar buğday alırsın.'Domuz oradan seslenmiş:'- Ben de yardım edemem, ancak kahve ekersen ürünlerini ben satın alırım.'Fare hemen atlamış:'- Ben buğday ekiminden anlamam ancak kahve ekmek için gereken parayı sana borç verebilirim, sonra ödersin.' Ticaretten ve tarımdan anlamayan kırmızı ibikli şirin tavuk, bu sözler sonrasında kahve ekmeye karar vermiş ve buğdaydan vazgeçmiş. Ancak kahve nasıl ekilir bilmediğinden yine yardım istemiş: '- Kahve ekmek için kim bana yardım edecek?'Ördek:'- Ben yardım edemem, ancak kahvenin çabuk büyümesi için gereken gübreyi sana satabilirim' demiş.Domuz:'- Ben kahve yetiştirmekten anlamam ancak kahveleri zararlı böceklerden korumak için ilaca ihtiyacın var, istersen sana satarım' demiş.Fare de:'- Gübre ve ilaç için gereken parayı istersen sana borç olarak veririm ' demiş.Sonunda kırmızı ibikli tavuk çalışmaya başlamış, çalışmıııııış çalışmış.Kahve yetiştirmek buğday yetiştirmekten daha zormuş ve daha çok gübre ve ilaç gerekiyormuş. Ama tavuğumuz sonunda çok zengin olacağını hayal ederek sabretmiş. Ve sonunda hasat zamanı gelmiş ve gerçekten de tavuk çok miktarda ürün elde etmiş, kendisine yol gösteren arkadaşlarına seslenmiş:'- Kahvele... Devamı

08 06 2009

20 Yıl Sonra

Kocaeli 2007Trabzon 2009Gümüşhane Mareşal Çakmak Öğretmen Lisesi 1988 mezunları Fevzi Kırık kardeşim sayesinde yıllar sonra biraraya gelmişler. Bana da bu güzel anı diğer arkadaşlarla paylaşmak düştü... Devamı