Divane Aşık Gibi
18/11/2009 · Kategori: video
2/9/2009 · Kategori: genel

Karadeniz Ereğli de çok güzeldi...
Seminerde çay molası...
Akçakoca Aktaş Şelalesi...
Seminerde yemek faslı...
Akçakoca Öğretmenevinden kuşbakışı...
Akçakoca iskelesinde...
Bolu'ya da şöyle bir uğradık...
İlk görev yerim:Gerede Kız Meslek Lisesi
Gerede'de olduğum belli olsun diye...
Karabükteyken görev yaptığım Kurtuluş Ortaokulu...
Karabükteki ev sahibem ve oğulları...Unutulmamak güzel...
Nasrullah Camii avlusundan kale...
Kastamonu'dan geçen ırmak tertemiz ama su yok...
Kastamonu'da Nasrullah Camii...Mehmet Akif bu camide vaazlar vermiş...
Sinop'a doğru...
Samsun Engiz'deyiz,Hüseyinle...
12/8/2009 · Kategori: okuduklarim

Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala'nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.
İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul'u, hatta tüm Osmanlı'yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.
İskender Pala, Katre-i Matem'de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul'da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin'in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.
Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.
Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda –ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'yı canından; Sultan III. Ahmet'i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali'nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım.
Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark'ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım.
Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet'i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul'u ve Sadabat'ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.
16/7/2009 · Kategori: kirk hadis
İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.
Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.
12/7/2009 · Kategori: haber
Gümüşhane Mareşal Çakmak Öğretmen Lisesi Mezunları Buluşması 25 Temmuz 2009 Cumartesi günü Nevşehir/Ürgüp/Göreme'de gerçekleştirilecektir. Tüm mezunlar davetlidir.
Katılımcı listesi:
1- Fevzi KIRIK Malatya
2- Ali Osman GÖKALP Nevşehir
3- Mustafa ALTINYÜZÜK Niğde
4- Yusuf TATAR İstanbul
5- Orhan KÖSE Gümüşhane
6- Ercan YAVUZ Trabzon
7- Cemil KILIÇ Trabzon
8- Cihad BIYIKOĞLUTrabzon
9- Kazım AKYOL Adapazarı
10- Selçuk UZUN Erzurum
11- Aziz TUNCER Adapazarı
12- Salih GÜLER Ordu
13- Ahmet KARADAĞ Kocaeli
14- Hüseyin KESKİN Ordu
15- Ali KURT Trabzon
16- Alpaslan TAŞYÜREK İzmir
17- Yılmaz GÜNGÖR İstanbul
18- Mahir KADAKAL Nevşehir
19- Süleyman Paşa YILMAZ Samsun
20- Nizamettin EGEPEHLİVAN Sivas
21- İsmail TAMER Ankara
22- Kenan ÖNDER İstanbul
23- Murat KASAP Ankara
24- Atilla KARAGÖL Erzurum
25- Sadettin ÇAVUŞ Kırşehir
26- Osman GÜLBEYAZ Trabzon
27- Ahmet Erim KESLER İstanbul
28- Fazlı Emin ÖZGÜNAY Yalova
29- Mehmet GÖĞÇE Iğdır
30- Secaattin MALLI Gümüşhane
31- Erhan KADAKAL Gümüşhane
32- Tuncay KİRAZ İstanbul
33- Yaşar ŞAHİN Gümüşhane
34- Hakan TURHAN Çorum
35- Murat ARAT Iğdır
10/7/2009 · Kategori: mizah
Temel emri altındaki astronotları yanına çağırıp, ertesi gün çıkacakları Mars yolculuğu hakkında son talimatları verir ve bu zor yolculuğun öncesinde uyumak üzere evlerine gitmelerini söyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. Dursun tam uyumak üzereyken telefon gelir. Arayan Temel'dir.
"Alo, Dursun. Ben Temel. Uyudun mi?"
"Henuz deyil."
"Pen çok heyecanliyum. Uyku tutmadi. Sağa da uyarsa, penumle pirlikte içmeye ne dersun? Uzun sure içki içemiyeceğuz..
"Ok.
Bir saat sonra Temel ve Dursun buluşurlar, bir bara girip içki söylerler. Barmen tam içkiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.
"Hey men. Sizi tanıdım. Yarın Mars'a gidecek astronotlarsı
Temel ve Dursun barmenle tartışmalarına rağmen o barda içki içemezler. Başka barlarda şanslarını denerler; ama TV proğramlarını sürekli izleyen barmenler onları her seferinde tanırlar ve içki vermeyi reddederler. Marketler de kapalıdır.Tam eve dönmeye karar verdiklerinde Dursun'un aklına bir fikir gelir.
"Yahu Temel, pizum uzay roketine koyduklari yakitin kokusuni hatirlayi misun ayni viski gibiydi. Istiysen ondan icelum."
27/6/2009 · Kategori: edebiyat
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin
Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine,
seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa,
çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyfe keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının
« Önceki ::